ELBİSE VE SÜSLENME EDEPLERİ

 

BİRİNCİ KISIM

ELBİSE VE SÜSLENME EDEPLERİ

İnsanın, kendisiyle avret mahallini örtecek elbiseye ihtiyacı vardır. Yüce Allah: “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır.”[1] buyurarak insanlara elbise nimetini vermek suretiyle onları minnet altında bırakmıştır. İnsan, elbise ile avret mahallini örter. Böylece halkın karşısında kendisini güzelleştirir. Ancak edepler:

Birinci Edep/ kural: Elbise sayesinde Yüce Allah’ın nimetlerinin farkına varma:

Elbisenin avret mahallini örterek çıplaklıktan kurtarması suretiyle Yüce Allah’ın nimetlerinin farkına varmak anlamındadır. Avret mahallini örtecek elbise bulamayan pek çok insan vardır. Dolayısıyla elbise bulanların Yüce Allah tarafından gelen bu nimet karşısında Allah’a şükür etmeleri ve bu şükrü hakkıyla eda etmesi gerekir. Yüce Allah “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır.”[2] buyururken ne kadar da doğru buyurmuştur. Aynı zamanda insanın, dış görünüşünü elbise ile güzelleştirdiği gibi içini yani kalbini de Allah korkusu ve Allah’a ibadet ile güzelleştirmesi gerekir.

İkinci Edep/ kural: Elbise Konusunda Mütevazı Davranmak:

Bu da gösterişli ve pahalı elbiseleri arzu etmemek anlamına gelir. Takva sahipleri bunu yapmazlar. Hz. Peygamber (s.a.s.) elbise konusunda insanların en mütevazı olanıydı. Ancak kibir olmaksızın elbiseyi, bedeni ve ayakkabıları temiz tutma, güzel elbiseler ve ayakkabılar giyme arzusunda bir sakınca yoktur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.) kendisine: “İnsan elbisesinin güzel, ayakkabının güzel olmasını ister. Bu durum kibir sayılır mı? Diye sorulduğunda. “Şüphesiz ki Allah güzeldir, güzelliği sever, kibir ise hakkı inkâr ve bilerek insanları küçümsemektir.” buyurmuşlar.[3]

Bu sözden kast edilen elbise konusunda mütevazi olmaktır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.): “Her kim gücü yettiği halde Allah için tevazu göstererek pahalı ve kıymetli elbiseler giymeyi terk ederse Allah, kıyamet gününde herkesin önünde onu çağırarak iman elbiselerinden hangisini dilerse giymesi için onu serbest bırakacaktır.”[4] buyurmaktadır. Elbise giymeyi terk etmekten maksat, gösterişli ve pahalı elbiseleri giymeyi terk etmektir. Elbise konusundaki bu tevazu, Müslümandan kibrin kötülüklerini uzaklaştıran, Müslümanı mütevazilere, yoksullara yakın kılan ve onu israftan uzaklaştıran bir tevazudur. Bu tevazu aynı zamanda Müslümanı hasedin kötülüklerinden ve insanların kötü bakışlarından da korur.

Üçüncü Edep/ kural: Halk Arasında Meşhur Olmuş Elbiseyi Kullanmamak:

Elbise ister çok görkemli, ister başka elbiselerden farklı, ister fakir ve zahitlerin elbisesi gibi aşırı bakımsız, ister pejmürde olsun. Onun maksadı bununla halk arasında belli bir özellikle meşhur olmuş elbiseyi kullanmamak gerekir. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kim dünyada şöhret elbisesi giyerse, Allah da ona kıyamet gününde benzerini giydirir. Sonra onun üzerinde ateşler alevlenir.[5]

Dördüncü Edep/kural: Beyaz Elbise Giymek:

Beyaz renginin dışında diğer renklerdeki elbiseleri giymek haram olmamakla birlikte, beyaz renkli elbise giymek diğer renkleri giymekten daha faziletlidir. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Beyaz elbiseler giyinin çünkü beyaz daha temiz ve daha güzeldir. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.[6]

Beşinci Edep/ kural:  Gömlek Giymek:

Gömlek elbisesini giymek diğer elbise çeşitlerini giymekten daha faziletlidir. Bu konudaki sahih bir hadiste şöyle geçmektedir: “Rasulullah’ın (s.a.s.) en çok sevdiği giysi gömlekti.”[7]

Altıncı Edep/ kural:  Elbise Giyimine Sağdan Başlamak:

Çünkü Hz. Peygamber’in (s.a.s.), her şeye sağdan başlamasına binaen elbise giyimine de sağdan başlanmalıdır. Aynı şekilde “ Hz Peygamber’in (s.a.s.) gömlek giyimine sağ tarafından başladığı” [8] da sabit olmuştur. Bu yüzden önce sağ kolu elbisenin sağ yenine, sağ ayağı pantolonun sağ bacağına koymak gerekir. Diğer giyim malzemelerini de yine aynı şekilde sağdan başlamak suretiyle giymek gerekir.

Yedinci Edep/ kural:  Elbise Çıkartmaya Soldan Başlamak:

Pantolon, ayakkabı ve diğer giyim eşyalarını giyme esnasında sağdan başlamaya özen gösterilmesi gerektiği gibi çıkartırken de soldan çıkartmaya başlamalı ve özen göstermelidir.

Sekizinci Edep/ kural:  Elbiseyi Ayak Bileğini Geçecek Şekilde Uzatmamak:

Şüphesiz ki elbiseyi ayak bileğini geçecek şekilde uzatmak haramdır. Bu uzatma kibir için yapılıyorsa daha çok haram olur. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur: Mümin’in izârının (eteğinin) uzunluğu baldırına kadardır. Baldırı aşarsa en fazla ayak bileğine kadar olmalıdır. Ayak bileğini geçen kısım ise cehennemdedir.”[9] Yine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “… Eteğini ayak bileğinden aşağıya salıvermekten sakın. Çünkü bu büyüklenme alametidir. Allah büyüklenmeyi sevmez.”[10] Yine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “İzarın /eteğin ayak bileğini geçen kısmı cehennemdedir.”[11] Yine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Üç kişi vardır ki, Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz, onlara rahmet nazarıyla bakmaz ve onları günah kirlerinden temize çıkarmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır. Bunlar, elbisesini eteğini kibrinden dolayı ayak bileğinin altına kadar sarkıtan, verdiğini başa kakan ve yalan yere yeminle malına sürüm sağlayandır.[12] Yine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Elbisesini büyüklük taslayarak yerlerde sürüyüp gezen kim­seye Allah kıyamet gününde rahmet nazarıyla bakmaz.[13] Bu hüküm insanın giydiği; etek, gömlek, sarık, şalvar, pantolon ve diğer elbiseler için de uygulanır.

Dokuzuncu Edep/ kural:  Kadının Elbisesini Ayaklarının Üzerine Kadar Sarkıtması:

Bu edep/ kural kadının ayaklarının ortaya çıkması endişesinden dolayıdır. Çünkü Hz. Peygamber’in (s.a.s.): “Kadının eteği erkeğin eteğinden bir karış fazla uzatılmalıdır. buyurmuştur. Ümmü Seleme: “O zaman kadının ayakları gözükür.” deyince, Hz. Peygamber (s.a.s)’in de: Bir zira (arşın) uzatabilir, daha fazla uzatamaz.”[14] karşılığın vermiştir.

Kadın, elbiselerin ayak bileğini geçmemesinin haramlığı konusunda -bir arşını geçmemek şartıyla- erkeklerden ayrılmıştır. Kadınların ayaklarının gözükmesi konusundaki uyarıdan kast edilen fitneye düşme korkusudur. Durum bundan ibaretken, bugünün kadınlarını hele de dizlerini ve hatta dizlerinin yukarısını gösteren kısa elbiseler giyen kadınların halı ne olacak ! Güç ve kuvvet ancak Allah’ındır.

Onuncu Edep/ kural:  İpek Elbise Giymenin ve Altın Kullanmanın Erkeklere Haram Olması:

İpek elbise ve altın yüzük, erkeklere haram olmakla birlikte kadına helaldir. İpek elbise ile altının erkekler için haram olmasının sebebi, refah ve bolluk gerektiren şeyler olmaları, erkekte bulunması gereken sertliğe ters olmaları ve bunları almaya güç yetiremeyen fakirlere eziyet olması v.s. gibi sebeepleddendir. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ancak ahiretten payı olmayanlar dünyada ipek giyer.”[15] Yine Hz. Peygamber (s.a.s.): “Allah’a ve ahiret gününe inananlar ipek giymez, altın takınmazlar.[16] buyurmuştur. Yine Hz. Peygamber (s.a.s.): “Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal kılınmışken erkeklerine haram kılınmıştır.[17]

Bu yüzden erkeklerin altından yapılmış yüzük, alyans, bileklik, kolye ve saat kullanmaları haramdır. Aynı şekilde ipekten yapılmış elbiseleri de giymeleri haramdır.

Ancak kaşıntı vb. hastalığı olan erkeklerin tıbbî sebepten dolayı ipek giymeleri helaldir. Bunun caiz olması, şu hadise dayanmaktadır: “Hz. Peygamber (s.a.s.), Zübeyr ve Abdurrahman b. Avf’a (r. anhüma) bulaşan uyuz hastalığından dolayı ipek elbise giymelerine ruhsat vermiştir.”[18]

On Birinci Edep/ kural:  Erkeğin Kendisini Kadına Benzetmesi ile Kadının Kendisini Erkeğe Benzetmesinin Haram Olması:

Bu durum günümüzde son derece yaygındır. Mesela süslü ve renkli elbiseler içerisinde kadın hareketleri yapan ve tamamen kadınlara benzeyen gençler görürsün. Aynı şekilde batılı tarzda erkek elbiseleri giymek suretiyle hem erkeklere benzeyen hem de insanları fuhşa sevk ederek fitneye sebep olan böylece giyiminde erkeklere benzeyen kadınlar ve genç kızlar görürsün. Ancak Hz. Peygamber (s.a.s.): “Allah, erkeklere benzemeye çalışan kadınlar ile kadınlara benzemeye çalışan erkeklere lanet etmiştir.”[19] buyurmuştur. Yine Hz. Peygamber (s.a.s.): “Allah, kadın elbisesi giyen erkek ile erkek elbisesi giyen kadına lanet etmiştir.”[20]

Bu iki cinsten birisinin diğer cinse benzemeye çalışmasında, Yüce Allah’ın insanı üzerine yarattığı fıtrata açık ve iğrenç bir aykırılık vardır. Bu durum gerçekte inançsız batıdan ithal edilmiş bir şeydir.

On İkinci Edep/ kural:  Giyim Konusunda Gayr-i Müslimlere Benzememek Gerekir:

Yahudi, Hıristiyan, Budist, Hinduist, ateist vb. kâfirlere tutkun olan pek çok kişi, Hz. Peygamber’in (s.a.s.), Yahudi, Hıristiyan ve Müşriklere her iş ve durumlarında muhalefet etmek gerektiği noktasındaki arzusunu umursamadan elbiselerinde onları taklit etmeye başladılar. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bir hadiste: “Bir kavime benzemeye çalışan onlardan-dır.[21] demesine rağmen.

Müslüman erkek ve kadının bu hatâya düşme ve kâfir erkek ve kadınların elbiselerini konusunda onlara benzeme konusunda uyanık olması gerekir.

On Üçüncü Edep/ kural:  Sarığın Omuzların Ortasından Sarkıtılması:

Kişi sarık giydiğinde bir kısmını omuzlarının ortasından sarkıtması sünnettir. Çünkü : “Hz. Peygamber (s.a.s.) sarık bağladığında, sarığın bir kısmını omuzlarının ortasından sarkıtırdı.” [22]

On Dördüncü Edep/ kural:  Elbisenin Temiz Olması

Müslümanın, kendisinde necaset bulunan ya da domuz, köpek ve benzerlerinin derisi gibi necis bir şeyden üretilen elbiseleri giymesi caiz değildir. Bunları giymek haram olduğu gibi bunlarla kılınan namaz da bozulur. İşte bu yüzden Müslümanın, kalbinin temiz olmasına özen gösterdiği gibi elbiselerinin temiz olmasına da özen göstermesi gerekir.

On Beşinci Edep/ kural:  Avret Mahallinin Örtmek:

Elbisenin, erkek olsun kadın olsun avret mahallerini örtmesi gerekir. Kadının bütün bedeni avrettir. Yüce Allah: “Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler.” (Ahzâb suresi, 33: 59) buyurmuştur.

Avret mahallini örten elbise şeffaf olmayıp kalın dokunmuş olmalı, dar olmayıp geniş, uzun ve bol olmalıdır. Şüphesiz ki; çok dar olan elbiseler avretin şekil ve hacmini gösterdiğinden bu elbiseler avreti örtmüş sayılmaz. Aynı şekilde şeffaf ve kısa elbiseler de avreti örtmüş sayılmazlar.

On Altıncı Edep/ kural:  Haram Olan ya da Fitneye Sebep Olan Şeyleri Barındıran Elbiseleri Giymekten Uzak Durmak Gerekir:

Bu durum kadınlarda daha çok görülür. Kadının, erkeklerin bakışlarını üzerine çeken, fitneye sebep olan ve şehvet uyandıran elbiseleri giymekten sakınması gerekir. Kadının, süslü, simli, işlemeli, güzel süslü, çekici renkli vb. elbiselerden uzak durması gerekir. Aynı şekilde üzerinde canlıların resimleri, haç vb. bulunan elbiselerden hem kadınların hem de erkeklerin kaçınması gerekir.

On Yedinci Edep/ kural:  Yeni Alınmış Elbise Giydiğinde Dua Etmek Gerekir:

İnsanın, yeni bir elbise giydiğinde ya da hangi çeşitten olursa olsun bir elbise giydiğinde, kendisine elbise vermek suretiyle minnet altında bırakan Yüce Allah’a hamd etmesi gerekir. Bu durumda : “Hz. Peygamber’in (s.a.s.) yeni bir elbise giydiğinde yaptığı duayı söylemelidir. Relulullah (s.a.v) yeni bir elbise giydiği zaman gömlekse, sarıksa veya cübbe olsun önce o elbisenin ismini anar sonra; “Allah’ım sana hamd olsun, bunu bana sen giydirdin. Ben senden bunun hayrını ve yapılış gayesindeki hayrı istiyorum. Bunun ve yapılış gayesinin şerrinden sana sığınıyorum.”[23] derdi. Bu dua bereket getiren ve kötülüklerden koruyan bir duadır.

Biri şöyle diyebilir: “Yapılış gayesinin hayrı ve şerrinden kast edilen nedir?” Cevap: “bazen elbise, giyene kendini beğenme ve kibir havasını katmak için üretilir. Bu durum daha çok kadın elbiselerinin yeni tarz ve modalarında görülür. Kadınların elbiseleri başta olmak üzere bazen elbiseler, görenlerin şehevî duygularını etkilemek için üretilir. Bazen de başka sebepler için üretilir.”

On Sekizinci Edep/ kural:  Yeni Elbise Giyen Kişiye Dua Etmek:

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) yeni elbise giyen kişilere dua ettiği gibi. Hz. Peygamber (s.a.s.) yeni bir elbise giyen kişiye: “Yeni bir elbise giy, hamd edici olarak yaşa ve şehit olarak öl. Allah sana hem dünyada hem de ahirette neşe ve sevinç bahşetsin.”[24] diye dua ederdi. Aynı şekilde yeni bir elbise giyen kişiye: “İnşallah bu elbiseyi eskitinceye kadar giyersin ve yüce Allah sana onun yerine daha hayırlısını verir.”[25] şeklinde de dua edilir. Yine “İnşallah eskitene yıpratana kadar giyersin.”[26]de denir.

On Dokuzuncu Edep/ kural:  Genel Olarak Elbise Giyerken Dua Etmek:

Bu Müslüman’ın özen göstermesi gereken bir durumdur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.): “Kim bir elbise giydiğinde, (bu elbiseyi hiç bir güç ve kuvvetim olmadan bana giydiren ve onu bana rızık olarak veren Allah’a hamdolsun) derse onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır.”[27] buyurmuştur. Bu duaları ve zikirleri devamlı söylemek, her hal û kârde Allah’a muhtaç olduğumuzu ortaya koyan, O’nun nimetini anmamıza, O’ndan bereket talep etmemize ve her türlü kötülükten O’na sığınmamıza vesile olurlar.

Yirminci Edep/ kural:  Yüzük Giydiğinde Taş Kısmını Avuç İçinde Tutmak:

Hz. Peygamber (s.a.s.), bu şekilde yapmıştır. Bir hadiste: “Hz. Peygamber (s.a.s.) yüzüğünün taşını avucunun içine alırdı.”[28] denilmektedir.

Yirmi Birinci Edep/ kural:  Yüzüğü Sağ ve Sol Elde Takmanın Caiz Olduğu:

Hz. Peygamber (s.a.s.), yüzüğü her iki şekilde de takmıştır. Hadiste geçtiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.): “Yüzüğünü sağ eline takardı.[29] Yine başka bir hadiste geçtiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) : “Yüzüğünü sol eline takardı.[30] Dolayısıyla Allah’ın izniyle yüzüğü sağ ya da sol elde kullanmak caizdir.

Yirmi İkinci Edep/ kural:  Gümüş Yüzük Kullanmanın Caiz Olması :

Bu durum Hz. Peygamber’in (s.a.s.), fiili ile sabit olmuştur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.): “Gümüşten yüzük takmıştır.”[31] Hadiste geçen “el-verik” kelimesi gümüş anlamındadır. Dolayısıyla daha önce geçtiği gibi erkeklerin altın takması haram iken gümüş takmalarında bir sakınca yoktur.

Yirmi Üçüncü Edep/ kural:  Yüzüğü Serçe Parmağına Takmak:

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) fiili ile sabit olduğu gibi yüzüğü serçe parmağına takmak gerekir. Enes’in Hz. Peygamber’den (s.a.s.) sahih olarak rivayet ettiği bir hadiste, Hz. Peygamber (s.a.s.) :“Yüzüğü serçe parmağına takıyordu. Öyleki Hz. Peygamber’in (s.a.s.) parmağında parlıyordu.[32] denilerek bu uygulamanın Hz. Peygamber’in (s.a.s.) fiili ile sabit olduğu belirtilmiştir. İbnu Manzûr, Lisânü’l-Arab kitabında hadiste geçen “el-hunsar” kelimesinin “küçük parmak” anlamında oluğu söylenmiştir. “el-hunsar” kelimesinin orta parmak anlamında olduğunu söyleyenlerde vardır. “el-hunsar” kelimesi müzekker bir kelimedir. Çoğulu ise “henâsir” şeklinde gelmektedir.[33]

Elbise ve süslenmeye dair saydığım bu yirmi üç edebin/ kuralın tamamı Allah’ın bana bir araya getirmeyi kolaylaştırdığı edeplerdir. Âlemlerin rabbine hamd olsun.[34]

[1] – A’raf suresi, 7:26.

[2] A’raf suresi, 7:26.

[3]Müslim, Sahîh,  (No:91).  Bu hadis,  İbn Mes’ud’dan rivayet edilmiştir.

[4] – Ahmedb. Hanbel, Müsned,  3:439; Tirmizî, Sünen,  (No: 2481). Tirmizî bu hadisin Hasen Hadis olduğunu söylemiştir; Hâkim, el-Müstedrek,  1:61. Bu hadisi Mu’az b. Enes rivayet etmiştir; el-Elbânî Es-Silsiletü’s-Sahîha, (No: 718).

[5]–  Ebu Dâvud, Sünen, No: 4029; İbn Mâce, Sünen, No: 3607. Bu hadis,  İbn Ömer’den rivayet edilmiştir; el-Elbânî,  Sahîhü’l-Câmi’ 6526.

[6] – Ahmed b. Hanbel, Müsned,  5, 10, 13, 17, 19; Nesâî, Sünen,  4.34, 8.205; Tirmizî, Sünen, No. 2810, Tirmizî bu hadisin Sahih Hadis olduğunu söylemiştir; İbn Mâce, Sünen,  3567; Hâkim, el-Müstedrek,  4:185, Hâkim bu hadisin Sahih Hadis olduğunu söylemiştir. Zehebî’de onu desteklemiştir. Hâkim ayrıca 1:354-355 rakamlarıyla Semüre’den rivayet etmiştir.; el-Elbânî, Sahîhü’l-Câmi’ , No: 1235.

[7] – Ebu Dâvud, Sünen, No: 4025; Tirmizî, Sünen, No: 1764; İbn Mâce, Sünen, No: 3575, Bu hadisi, Ümmü Seleme rivayet etmiştir; el-Elbânî, Sahîhu Ebu Dâvud 3396.

[8] – Tirmizî, Sünen, No: 1766,. Bu hadisi, Ebu Hureyre rivayet etmiştir;  el-Elbânî, Sahîhü’l-Câmi’ , No: 4779.

[9] – Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2:287. Bu hadisi, Ebu Hüreyre rivayet etmiştir ; el-Elbânî, Sahîhü’l-Câmi’, (No: 920).

[10] – Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5:63-64; Ebu Dâvud, Sünen, 4084; Onlardan başkası da bu hadisi Câbir b. Selîm’den rivayet etmiştir ; el-Elbânî, Sahîhu Ebu Dâvud, (No: 3442).

[11] – Buhârî, Sahîh, (No:  5787). Bu hadisi, Ebu Hureyre rivayet etmiştir.

[12] – Buhârî, Sahîh, (No: 2358, 2369); Müslim, Sahîh,  No: 2068-2069. Bu hadisi, Hz. Ömer rivayet etmiştir;.

[13] Buhârî, Sahîh,  (No: 5783); Müslim, Sahîh,  No: 108, bu hadisi, Ebu Hureyre uzun bir şekilde rivayet etmiştir.

[14] – Mâlik, Muvatta’, 2:915/ح13; Ahmed b. Hanbel, Müsned,  6:296 ve onlardan başkaları da Ümmü Seleme hadisinden rivayet etmişlerdir.; Ebu Dâvud, Sünen, (No: 4119); Nesâî, Sünen, 8/209; Tirmizî, Sünen, No: 1731, Tirmizî bu hadisin “sahîh) bir adis olduğunu söylemiştir. Bu hadisi, İbn Ömer rivayet etmiştir;  el-Elbânî, Es-Silsiletü’s-Sahîha, (No:1864).

[15] – Buhârî, Sahîh, (No: 5835); Müslim, Sahîh,  (No: 2068-2069). Bu hadisi, Hz. Ömer rivayet etmiştir; الخلاقel-halâk: pay, hisse  demektir.

[16]– Ahmed b. Hanbel, Müsned,  5:261; Hâkim, el-Müstedrek,  4:191. El-Hâkim bu hadisin “sahih” bir hadis olduğunu söylemiştir. Zehebî Ümâme’den yaptığı rivayetle onu desteklemiştir; el-Elbânî, Sahîhü’l-Câmi’ (No: 6509).

[17] – Ahmed b. Hanbel, Müsned,  4: 93, 392; Nesâî, Sünen,  8:161. Bu hadisi, Ebu Musâ rivayet etmiştir; el-Elbânî, Sahîhü’l-Câmi’, (No:  209).

[18] – Buhârî, Sahîh,  (No: 2919, 5839); Müslim, Sahîh, (No: 2076). Bu hadisi, Enes’ten rivayet edilmiştir.

[19] – Buhârî, Sahîh, (No: 5885). Bu hadis, İbn Abbâs’tan rivayet edilmiştir.

[20] – Ebu Dâvud, Sünen, (No: 4098); Hâkim, el-Müstedrek, 4:194, Hâkim Ebu Hureyre’den rivayet ettiği hadisin “sahih” bir hadis olduğunu söylemiştir. El-Elbânî, Sahîhü’l-Câmi’ , (No: 5095).

[21] – Ahmed b. Hanbel, Müsned,  2: 92; Ve diğerleri bu hadisi, İbn Ömer’den rivayet etmişler; El-Elbânî, Sahîhü’l-Câmi’ , (No: 2831).

 

[22] – Tirmizî, Sünen, (No: 1736). Tirmizî İbn Ömer’den rivayet ettiği bu hadisin “hasen” bir hadis olduğunu söylemiştir; El-Elbânî, Sahîhu Tirmizî, (No:1419). اعتمَّ  İ’temme: sarık giydi demektir.

[23] – Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3:30, 50; Ebu Dâvud, Sünen, (No:  4020); Tirmizî, Sünen, (No: 1767). Tirmizî bu hadisin “sahîh” bir hadis olduğunu söylemiştir; El-Hâkim, el-Müstedrek,  4:192. El-Hâkim Ebu Sa’îd’den rivayet ettiği bu hadisin “sahih” bir hadis olduğunu söylemiştir. Zehebî’de onu desteklemiştir. El-Elbânî, Sahîhü’l-Cami’ ,  (No: 4664).

[24] – Ahmed b Hanbel, Müsned, 2:89; İbn Mâce, Sünen, (No: 3558); Taberânî, Mu’cemü’l-Kebir, 12:13127; İbnü’s-Sünnî, ‘Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, (No: 268) ; Bu hadisi, İbn Ömer rivayet etmiştir; el-Elbânî, Sahîhü’l-Cami’ , (No: 1234).

[25] – Ebu Dâvud, Sünen, (No: 4020). Bu hadisi, Ebu Said rivayet etmiştir; el-Elbânî, Sahîhu Ebu Dâvud, (No: 3393).

[26] – Buhârî, Sahîh, (No:  5823), Bu hadisi, Ümmü Hâlid bintu Hâlid rivayet etmiştir.

[27] – Ebu Dâvud, Sünen, (No: 4023); İbn Mâce, Sünen, (No:  3285); Bu hadisi, Mu’âz b. Enes rivayet etmiştir; el-Elbânî, Sahîhu Ebu Dâvud, (No: 3394).

[28] – Buhârî, Sahîh, (No: 5876);  Müslim, Sahîh, (No: 2091);  Bu hadisi, İbn Ömer rivayet etmiştir; Müslim, Sahîh, (No: 2094) . Bu hadis, Enes’ter rivayet edilmiştir.

[29] -bkz., Bir önceki hadis.

[30] – Müslim, Sahîh, (No: 2095). Bu hadisi, Enes rivayet etmiştir.

[31] – Buhârî, Sahîh, (No: 5866, 5877); Müslim, Sahîh, (No: 2091); Bu hadisi, İbn Ömer rivayet etmiştir.

[32]Buhârî, Sahîh, (No: 5874); Müslim, Sahîh, (No: 2095); Bu hadis, Enes’ten rivayet edilmiştir.

[33] – İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, 4:261,  Darü’l-Fikr Yayınevi baskısı.

[34] – Daha fazla bilgi edinmek isteyenler için bkz: İbnu Hacer, Fethu’l-Bârî, 10:264 ve devamı; Nevevî, Sahîhi Müslim Şerhi, 14:38 ve devamı; İbn Mâce, Sünen, 2:1176 ve devamı; Tirmizî, eş-Şemâilü’l-Muhammediyye, (No: 68), Tahkik ez-Za’bî;  Ebu Dâvud, Sünen, 4:309 ve devamı; Nesâî, Sünen, 8:196 ve devamı; Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn,  (No: 343) ve devamı; İbnu’l-Esîr, Câmi’u’l-Usûl, 10:630 ve devamı; ve bunların dışındaki hadis kitapları.

3 yorum

  1. Allah razı olsun değerli hocam ,
    Bu iyi niyetinizle, sahip olduğunuz bilgileri bizlerle paylaşmanız ahirette karşılık bulur inşallah 🙏🙏
    Allah sağlıklı hayırlı uzun ömürler nasip etsin inşallah 🙏🙏

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.